Fallen Enchantress incelemesi

Son Güncelleme Tarihi:

Sıra tabanlı strateji türü herkesin tercih etmediği bir türdür genelde. Sevenler ya çok sever, sevmeyenler de uzak dururlar bu türden. Sevmeyenlerin kendince haklı sebepleri vardır tabii ki, bu tür oyunların çok mekanik olduğunu düşünürler. Eğer bu türü sevenlerdenseniz sizi bir sonraki paragrafa alayım, ama eğer türe uzaksanız ne yazık ki bu oyun da fikrinizi değiştirmeyecek.

Total War, Hereos of Might and Magic, Civilization vs. gibi oyunlar hiç unutulmayacak klasik seriler artık. Fallen Enchantress da bu gruba katılan yeni oyunumuz. Oyun tam bir zaman katili. Kendine öyle bir bağlıyor ki saatlerce başından kalkamıyorsunuz. Oyunu ilk açtığınızda tek kelimeyle mükemmel bir video karşılıyor sizi (buradan izleyebilirsiniz). Keşke bu videolardan oyun içinde daha çok olsaydı ama ne yazık ki azlar. Genelde önemli şeyler olunca oyunda kısa bir ara sahne giriyor devreye. Bunlar da gayet güzel ancak video gibi doyurmuyor.

Genel olarak bakıldığında Civilization tarzı oynanışa ve Heroes tarzı savaşlara sahip Fallen Enchantress. Savaşları da Total War’daki gibi kendiniz yapabiliyor ya da otomatik yaptırabiliyorsunuz. Size tavsiyem her savaşı kendiniz yapmanız. İyi bir strateji ile her savaşı kazanma şansınız var. Oyuna genel olarak bakıldığında oyun gerçekten zor. Düşmanın ne kadar kalabalık olduğunu ve zorluk derecesinin ne olduğunu savaşa girmeden önce görüyorsunuz. Hangi savaşa girip hangi savaşa girmeyeceğinize iyi karar verin. Savaşı kaybettiğinizde Hero’larınız kalıcı hasarlar alabiliyorlar. Örneğin, kaybettiğiniz bir savaştan sonra Hero’nuz bir gözünü kaybediyor ve bu nedenle diğer savaşlarda daha çok ıskalamaya başlıyor. Kısacası savaşlarda acele etmemeniz gerek. Satranç oynar gibi düşünmelisiniz her adımınızı. Keşke bir savaşa girdiğinizde geri çekilme de olsaymış. Neden bu seçeneği koymadılar bilmiyorum, belki unuttular, ancak çok eksikliğini hissediyorsunuz. Savaş kötü gidiyorsa kaybetmekten başka şansınız kalmıyor, kaçamıyorsunuz çünkü.

Oyunun en önemli ve en güzel özelliklerinden biri kendi karakterinizi yaratabiliyor oluşunuz. O kadar derin ve iyi bir ırk yaratma arayüzü var ki saatlerce ne yapsam nasıl olsa diye düşünüyorsunuz. Fiziksel özellikleri, karakterin büyü tercihleri, yetenekleri, zayıf noktaları üzerinde oynayabileceğiniz temel şeyler. Bu temel değişikliklerin arkasındaki ince ayrıntıları bile değiştirebiliyorsunuz. Gerçekten çok ama çok ayrıntılı. Bu yüzden her yarattığınız karakter birbirinden çok farklı özelliklere sahip olabiliyor. Yarattığınız karakterleri de Facebook’ta paylaşabiliyorsunuz (şaka değil).

Gelelim şehirlerinize. Kendi yarattığınız ya da ele geçirdiğiniz şehrinizi geliştirmek tamamen klasik, diğer oyunlardaki gibi yine. Şehrinize eklediğiniz her bina ile şehriniz biraz daha büyüyor. Belli bir büyümeye ulaştığında da o şehrin ne olacağına karar veriyorsunuz. Örneğin, şehrinizi kale olarak seçebilirsiniz, bununla birlikte üreteceğiniz askerler daha güçlü olur ve şehri savunmanız daha kolaydır.

Oyun gerçekten keyifli ve dediğim gibi çok bağlayıcı. Grafikleri ve müzikleriyle de sizi başka bir boyuta taşıyor. Anlamadığım tek önemli kusuru ise böyle bir oyunun nasıl çok oyunculu desteği olmaz! Stardock burada büyük bir hata yapmış bence. Forumlardaki şikayetler gün geçtikçe artıyor, Stardock umarız bunları dikkate alır. Duy bizi Stardock! Multiplayer ve co-op istiyoruz!

Bu yazıyı arkadaşlarınla paylaş!
Yazar

GameXNow

GameX Dijital Eğlence ve Oyun Fuarı'nın resmi oyun haber sitesi!