Borderlands Serisinin “Kısa” Hikayesi

Yazıya başlamadan önce sadece ana oyunların hikayesini kaleme aldığımı belirtmek isterim. İşin içine DLC’ler dahil olsaydı bütün günümüzü alırdı. 🙂

Borderlands 3’ün çıkmasına sayılı günler kalmışken, Borderlands serisinin hikayesini olabildiğince kısa (kısa? – Necati) bir şekilde sizler için derlemek istedim. Belki benim gibi serinin hayranlarındansınız, eski oyunların hikayesini tam hatırlayamıyorsunuz. Bu sebeple 3. oyunu oynamadan önce hafızanızı tazelemek istiyorsunuz ama 4 oyunu da (Evet oyunun adı Borderlands 3 ama ara oyunları da pas geçmemek gerek. Yani bu serinin 5. oyunu olacak.) oynayacak vaktiniz yok veya 3. oyunun fragmanını gördünüz ve “BU NE KADAR DA GÜZEL BİR OYUN” deyip oyuna ön sipariş verdiniz ama önceki oyunların hikayesini merak ediyorsunuz. O halde doğru adrestesiniz.

Her ne kadar yazı kendini açıklıyor olsa da belirtmekte fayda var:

BURADAN SONRA OKUYACAĞINIZ HER ŞEY, BÜTÜN BORDERLANDS OYUNLARI İÇİN SPOILER İÇERMEKTEDİR.

Borderlands 2

Borderlands

Evrenin uzak bir köşesindeki Pandora adlı gezegende, evrenin silah şirketlerinden biri olan Atlas, uzaylı medeniyetinin kalıntıları bulunduktan sonra gezegene gelir ve bir araştırma takımı yollayarak kalıntıların sırlarını açığa çıkarmak ister. Daha sonradan bu kalıntıların, aslında uzaylı teknolojisiyle ve silahlarıyla dolu bir kasa olduğu ortaya çıkar ve buna Vault adı verirler. Vault’un dedikoduları evrende yayılmaya başlamıştır ve Atlas’ın rakip silah şirketlerinden biri olan Dahl, gezegene Vault’u aramak için gelir. Dahl, uyanıklık yapıp Pandora halkına “Gezegenin madenlerini incelemek ve madenler kurmak için buradayız” diyerek gezegene yerleştiler. Madenlerde çalıştırmak için ise suçluları seçtiler. Ardından Patricia Tannis tarafından yönetilen bir araştırma ekibini, Vault’u bulmak için gizli bir şekilde yolladılar.

Gezegene ilk gelen Atlas, Dahl’ın geldiğini öğrendiğinde Crimson Lance adındaki özel ordusunu, Dahl’ı gezegenden yollamak için Pandora’ya yollar. Ardından Dahl, alelacele gezegenden ayrılır. Ayrılırken geride birkaç şey bırakırlar. Bazı ekipmanlarını, hüküm giymiş maden işçilerini ve Sanctuary adında bir maden kazma gemisini yanlarına almaya vakit bulamazlar. Dahl gittikten sonra serbest kalan çoğu suçlu, haydutluğa geri döner ve haydut klanı bunları gruplara ayırarak gezegenin etrafına yayar. Bu gruplardan biri, Haven adındaki bir yerleşkeyi ele geçirir ve oradan kovulan halk daha sonra New Haven’ı kurar. Ayrıca Patricia Tannis de parasız ve araştırmacı arkadaşlarından yoksun bir şekilde ortada kalır.

Borderlands

Vault dedikoduları, hazine peşinde koşanların ilgisini çekmişti. Daha sonradan Vault peşinde koşanlara, Vault Hunter denmeye başlandı. Bu Vault’un peşinde olan Vault Hunterlarımız ise: Lilith (siren adında, süper güçleri olan mutantlar ve evrende aynı anda sadece altı tane var olabilir), Mordecai (Bloodwing adında canavarımsı kuşu olan bir keskin nişancı), Roland (eski Crimson Lance askeri), Brick (aşırı büyük ve kaslı abimiz). Vault Hunterlarımız Guardian Angel adında yapay zekaya bağlı olan birisiyle Vault’u başkası bulmadan onların bulması için anlaşma yaparlar.

Vault Hunterlar, Vault’u açmak için gerekli olan anahtarın birkaç parçasını bulduktan sonra Crimson Lance’in kumandanı olan Commandant Steele (kendisi kadın ve daha sonradan onunda siren olduğunu öğreniyoruz), anahtarı kendisi için ister. Vault Hunterlar anahtarı tamamlar tamamlamaz, Commandant Steele anahtarı çalar ve Vault’u açar. Steele Vault’u açtıktan sonra öğrenir ki ne hazine ne de uzaylı teknolojisi var. Vault aslında The Destroyer adındaki canavar için yapılmış bir hapishaneymiş. Steele Vault’u açtıktan hemen sonra The Destroyer Steele oracıkta öldürür. Sonrasında Vault Hunterlar Destroyer ile büyük bir savaşa girerler ve canavarı öldürür öldürmez Guardian Angel ile iletişime geçerler. Onlara, her şeyin planın bir parçası olduğunu açıklar. Başından beri Vault’un içerisinde The Destroyer dışında bir şey olmadığını, yaşamasının çok tehlikeli olduğunu ve onu öldürmenin tek yolunun bu olduğunu söyler.

Vault’un içerisinden çıkan The Destroyer

Borderlands: The Pre-Sequel

Evrendeki başka bir silah şirketi olan Hyperion için çalışan Jack adındaki bir yazılımcı, Pandora’nın uydusu Elpis’te başka bir Vault olduğunu öğrenir. Bu seferki Vault kesinlikle hazineyle dolu. Şaka falan yapmıyorum gerçekten hazine var içinde. 🙂 Jack bunu öğrendikten sonra, Vault’u bulup içindeki hazineyi toplamak için kendine Vault Hunterlardan oluşan bir ekip toplar. Bu Vault Hunterlar ise: Athena (eski Crimson Lance suikastçisi), Nisha (haydutları avlayan bir abla), Willhelm (robotik vücut parçalarına sahip ve bunları kafaya takmış bir paralı asker), Claptrap (şapşal bir robot). Vault Hunterlarımız, Hyperion’ın uzay istasyonu Helios’a giderken Lost Legion, Vault’u bulmuş olan ve kapalı kalmasının daha güvenli olacağını düşünen eski Dahl askerleri tarafından saldırıya uğruyor ve Vault’u bulup açmamızı engellemeye çalışıyorlar.

Elpis’i yok etmek için ateşlenen Eye of Helios

Sadece Vault Hunterlara saldırmakla kalmıyor, daha sonradan Helios’u da ele geçiriyorlar. Bunu yapmalarındaki amaç ise Eye of the Helios adlı silahı kullanıp Elpis’i yok etmek. Bu sayede kimse Vault’u açamayacak ve herhangi bir sorun yaşanmayacak düşüncesindeler. Helios ele geçirildiği sırada Vault Hunterlarımız Jack ile beraberler. Daha sonradan Jack, Vault’u bulmaları için onları Elpis’e yollamak istiyor. Ancak Helios’un etrafı Lost Legion gemileri ile kaplı. Bu yüzden Jack, kıvrak zekasını kullanarak onları gezegenlere erzak gönderdikleri Moonshot Cannon’a bindiriyor ve gönderiyor. Elpis’e varan Vault Hunterlar, oranın yerlilerinden yardım alarak, Concordia adındaki şehre varıyor. Concordia’ya vardıklarında Moxxi’nin barında, eski Vault Hunterlardan Lilith ve Roland ile karşılaşıyorlar. Onlardan Elpis’in patlamasını engellemek için yardım istiyorlar. İlk başta balayında olduklarını söyleyerek bize yardım etmeyi reddeden ikili, sonradan yardımımıza koşuyor. Birlikte, terk edilmiş bir Dahl gemisindeki yapay zekayı ele geçiriyorlar. Daha sonra Jack, bu yapay zekayı robotlardan oluşan bir ordu yapmak için kullanıyor.

Ele geçirdiğimiz yapay zeka ile Jack, robotlar üretiyor ve onların yardımıyla Helios’u geri alıyoruz. Helios’u geri aldıktan sonra Moxxi, Lilith ve Roland, Jack’e ihanet ediyor ve düşmanımız oluyorlar (oyunları oynamayanlar “İlk oyunda Roland ve Lilith Vault Hunter değil miydi, iyi değiller miydi?” diyebilirsiniz bekleyin hemen oraya geliyorum). Eye of Helios’un The Destroyer’ın gözü ve hayatta kalan tek yeri olduğunu öğrendikten sonra, Jack’in onu tutmak için çok kuvvetli olduğunu düşünerek ihanet ediyorlar. Jack’in The Destroyer’ın gözünü beslemek için kullandığı hortumları sabote ediyorlar ve aşırı yüklenerek patlamasına sebep oluyorlar. Sonra da kaçıyorlar.

İster inanın ister inanmayın ama Jack bu hikayeye bir kahraman olarak başladı

Eye of Helios yok edildikten sonra Jack ve Vault Hunterlar, Vault’u açmak için Elpis’e dönüyorlar. Jack, içerisinde Vault sembolü şeklinde oyulmuş bir obje buluyor. Objeye dokunduktan sonra gelecekte Pandora’da olan başka bir Vault’u açtığını görüyor. İçerisinde Vault’u kim açarsa sadece onun kontrol edebileceği, gezegeni ele geçirebilecek güçte, The Warrior adında bir canavar olduğunu görüyor. Tam bu sırada Lilith güçlerini kullanarak yanlarına ışınlanıyor. Vault sembollü objeyi paraçalayarak, Jack’in yüzünde Vault şeklinde kalıcı bir yara bırakıyor.

Borderlands 2

Jack, yaşanan olaylardan sonra maske takmaya başlar ve kendini Handsome Jack olarak adlandırır. Hyperion’ın başına geçen Jack, robot ordusuyla Pandora’ya düzen getirmeye çalışmaktadır(!). Bunun yanında, Vault açıldıktan sonra Pandora’nın her yerine yayılan Eridium elementi için kazı çalışmaları yürütüyor ama bunu yapmasının tek nedeni Eridium çıkarmak değil. The Warrior’ın olduğu Vault’u da bulmak istiyor. İlk Vault Hunterlardan biri olan Roland (eski Crimson Lance askeri), Handsome Jack’e karşı Crimson Raiders adında bir direnişi yönetiyor. Crimson Raiders’ın karargahı ise Sanctuary adında bir şehir. İlk oyunda Dahl şirketinin terk edip gittiği Sanctuary adındaki maden kazma gemisinin üstüne kurulan bu şehir, aynı zamanda Caustic Caverns madeninin üstünde yer alıyor.

Handsome Jack

Yeni bir Vault’un ortaya çıkmasıyla beraber, yeni Vault Hunterlar ortaya çıkar ve bu Vault Hunterlar ise: Maya (evrendeki altı sirenden biri), Zer0 (ismi veya ırkı bilinmeyen gizemli bir suikastçi), Axton (eski Dahl çavuşu) ve Salvador (aynı anda iki silah kullanabilen, kısa boyluyla yargı dağıtan abimiz). Handsome Jack, onları öldürtmeye çalışır ve ardından bir buzula atar. The Pre-Sequel’da Claptrap’i attığı buzul da orasıdır. Claptrap’in ve Angel’ın yardımıyla Crimson Raiders’ın üssü olan Sanctuary’e varır ve Jack’i durdurmak için yola koyulurlar. Bu yolda ilk Vault Hunter ekibinin tamamı, yani Roland, Lilith, Mordecai ve Brick bize yardımcı olur. Yaptığımız ilk şey Vault anahtarı aramak oluyor. Anahtarı ararken Willhelm (The Pre-Sequeldaki Willhelm) tarafından pusuya düşürülüyoruz. Orada bir güç çekirdeği buluyoruz ve bu güç çekirdeğini Sanctuary’nin kalkanının güç çekirdeği ile değiştiriyoruz. Fakat bu güç çekirdeği şehrin tüm kalkanlarını deaktif hale geliyor ve şehir saldırıya uğruyor. Bizi oraya Angel yönlendirmişti. Bu olay ile kendisinin bize ihanet ettiğini, en başından beri Handsome Jack için çalıştığını öğreniyoruz. Ayrıca Angel’ın Handsome Jack’in kızı olduğunu ve siren olduğunu da öğreniyoruz.

Jack, Angel’ın güçlerini zorla kullanarak Vault Key’i şarj etmekte. Ancak Angel, Jack’e karşı gelir ve Vault Hunterlardan kendisini bulup öldürmesini ister. Bunu istemesindeki sebeplerden biri, boynundaki mekanizma sayesinde Jack’in yıllardır Angel’ın güçlerini zorla kullanması ve Angel’ın bundan bıkması. Diğer sebep ise Jack’in Vault’u açıp The Warrior’ı kontrol etmesini engellemekti. Roland ve Lilith’in yardımlarıyla Vault Hunterlar Angel’ın dileğini yerine getirir ve Angel ölür. Angel öldükten sonra aşırı sinirlenen Handsome Jack, olay yerine ışınlanır. Işınlandığı sırada, Vault Hunterlar bir sonraki hamleleri için Roland ile konuşmaktadırlar. Handsome Jack Roland’ın arkasına ışınlanır ve vurarak öldürür. Angel’a taktığı boyunluğu Lilith’e takarak onu Vault Key’i şarj etmesi için kaçırır.

Vault Hunterlar, Handsome Jack’i Vault of the Warrior’da bulduklarında Jack Vault Key’i şarj etmeyi bitirmiş ve Vault’u açmıştır. Fakat işler tam olarak Jack’in tahmin ettiği gibi gitmez ve The Warrior’ı kontrol edemez. Vault Hunterlar The Warrior’ı öldürdükten sonra Handsome Jack’i de orada öldürürler. Ardından Lilith, Vault Key’i yok edeceği sırada Vault Key’in aynı zamanda bir harita olduğunu öğrenirler ve evrenin dört bir yanında başka Vaultlar olduğunu görürler.

Tales from the Borderlands

Oyuna Rhys ve Vaughn’un sohbeti ile başlıyoruz. İkisi de Rhys’in alacağı terfi için çok heyecanlıdır ancak olaylar tahmin ettikleri gibi ilerlemez. Patronu Vasquez ile tartışırlar ve tartışmalarının sonucunda Rhys’i temizlikçi yapar. Tartıştıkları sırada Vasquez’in telefonu çalar. Önemsiz bir konuşma olduğunu düşünerek telefon hoparlörde konuşmaya başlar. Telefondaki adam “Vault Key’i satın alacak mısın? Eğer alacaksan elini çabuk tut, çok isteyen var” der. Vasquez, ardından hoparlörü kapatır ve konuşmasına devam eder. Vasquez, bilgisayarında bir şeylere bakarken Rhys mekanik gözü ile bilgisayarı hackler ve olayın ne olduğuna bakar. Vault Key satışının gerçek olduğunu öğrenen Rhys, “Bro’su” Vaughn’a bundan bahseder. Parayı bir şekilde ayarlarlar ve Pandora’ya giderler.

Pandora’ya Vault Key’i satın almak için geldiklerinde ufak bir sürpriz ile karşılaşırlar. Vault Key sahte çıkar ve dolandırıldıklarını anlarlar. Onları dolandıranların -Sasha ve Fiona adında iki kız kardeş- arabalarını çalmaya çalışırken fark edilirler. Sasha ve Fiona, ateş altında oldukları için onları arabadan atmaya vakitleri olmaz ve yola koyulurlar. O sırada yanlarındaki parayı da haydutlara kaptırırlar ve parayı geri almak için iki taraf da isteksiz bir şekilde takım olmaya karar verir. Bu sırada Rhys, bulduğu Atlas teknolojisine sahip bir sürücüyü mekanik gözünün soketine takar ve bayılır. Ayıldığında Vaughn başında bekliyordur ve arkadan Handsome Jack’in sesi gelmektedir.

Rhys, Rhys’in kafasındaki Handsome Jack ve Fiona

Parayı geri almak için, Bossanova adındaki bir haydutun düzenlediği ölüm yarışına katılmaları gerekir. Yarışın biteceği sırada Zer0 ortaya çıkar ve Bossanova’yı öldürür. Bossanova’yı öldürdüğü sırada etrafta patlamalar gerçekleşir ve yer çöker. Sonra Rhys, Fiona, Vaughn ve Sasha, değerli bir şeyler olduğunu düşünerek aşağıya inerler. Rhys, oranın eski bir Atlas tesisi olduğunu ve çok önemli teknolojileri burada bulabileceklerini söyler. Fiona ve Rhys iki değişik ve birbirini tamamlayan parça bulur. Bu parçaları birleştirdikten sonra o parçaların Gortys projesine ait olduğunu öğrenirler. Gortys projesi, Vaultları aramak ve onları açmak için başlamış bir projedir. Parçaları birleştirdiklerinde bir harita ortaya çıkar ve haritanın gösterdiği başka bir Atlas tesisine giderler. Tesiste parçaları tekrar birleştirirler ve Gortys adında tatlı bir robotu oluştururlar.

Sasha, Gortys ve Fiona

Gortys’i oluşturduktan sonra, kendisinin tamamlanması için iki parçaya daha ihtiyacı olduğunu söyler. Ekip parçaların peşine düşer ve sonunda bulurlar. Parçalardan birinin Helios’da olduğunu öğrenip oraya yönelirler. Gittiklerinde Rhys, Jack’i kafasından atmak için Helios’un sistemine yükler. Ardından Jack, Helios’u Pandoraya düşürür. Rhys ve ekibin geri kalanı Gortys’in son parçası ile oradan ayrılırlar. Tamamlanmış olan Gortys’e, ekibin ortak kararı ile Vault’u açmasını söylerler. Açtıkları The Traveler’ın Vault’udur. The Traveler, isminden de anlaşılacağı üzere ışınlanma yeteneğine sahip ve o Vault’u koruyan bir Eridian çıkar. ilk başta hazırlıksız yakalandıkları için az kalsın Gortys’i kaybediyorlardı. Gortys’in Vault’u açmasını sağlayan parçasını geçici olarak kapatırlar ve karakterlerimiz kurtulur. Bu olaydan sonra uzun süre ayrı kalırlar.

The Traveler

Ekip, belli bir zaman sonra tekrar bir araya gelir ve bu sefer yanlarına destek alırlar. Bunlar Athena, Zer0 ve Claptrap gibi bazı karakterler ama bu karakterlerin yardımınıza gelmesi için doğru tercihleri yapmamız lazım. Bu sefer aldıkları destekler sayesinde The Traveler’ı yenerler. Rhys ve Fiona dışarıdaki hazineyi pek önemsemeyerek Vault’un içinde ne olduğuna bakmaya girerler. Rhys ve Fiona içeride bulunan sandığı açarlar ve ortadan yok olurlar. Fiona, Rhys, Sasha ve Vuaghn’a neler olduğunu büyük ihtimalle Borderlands 3’te öğreneceğiz.

Seyirciler, VFŞL Şampiyonu Royal Youth Hakkında Neler Düşünüyor?

Bu yazıyı arkadaşlarınla paylaş!
Yazar

Alptimur Uygun

Bilgisayar mühendisliği okuyan sıradan bir geek.