Riot’a Sor | Hatalar Ve Danslar

Riot’a Sor | Hatalar Ve Danslar

17
0

Haftalık olarak oyunculardan gelen soruları “Riot’a Sor” makalesi altında yanıtlayan Riot Games, bu hafta oyun hataları ve karakterlerin dansları ile ilgili soruları yanıtladı.

Şampiyonların danslarına nasıl karar veriyorsunuz?

“Dansa ve diğer ifadelere (esprilere, kışkırtmalara, vs.) geliştirme sürecinin sonuna doğru karar veriyoruz. Böylece herkes ortaya bir fikir atabiliyor. Ekipten herkesin düşünceleri değerlendiriliyor. Son kararı da animatörler veriyor. Nasıl fikir ürettiğimize gelince, öncelikle kendimize bazı temel sorular soruyoruz:

  • Karakterin boyu posu nasıl? Nasıl bir şekli ve silueti var?
  • Geyik bir karakter mi, ciddi mi? (Danslar ve şaka animasyonları bazen bir karakteri meşhur edebiliyor. Bunlar için karakterin genelinden farklı şeyler denemek çok eğlenceli oluyor.)
  • Karakterin tasarımında, sık kullanılan bir popüler kültür öğesiyle bir bakışta ilişkilendirilebilecek bir şey var mı? Bir örnek vermek gerekirse: Warwick ile Thriller’daki kurt adam dansı çok iyi uymuştu.

Ayrıca oyuna yeni şampiyonlar ekledikçe yeni danslar da katmak istiyoruz. Bu yüzden zaten kullanılmış bir dansa çok benzeyen bir şey kullanmamaya dikkat ediyoruz. Oyuncular genellikle kısa, hızla başa dönen dansları seviyorlar. Böyle dansları hareket ederken, kısa bir kışkırtma gibi kullanmaktan hoşlanıyorlar. Bunu da göz önünde bulunduruyoruz.

Bazen de bir seferliğine, Xayah ile Rakan’ın dansı ya da Ivern ile Daisy’nin dansı gibi setler yapıyoruz. Bunlar tamamen özgün, birbiriyle senkronize, beraber oynatılmak üzere tasarlanmış animasyonlar.”

Hataları nasıl toplayıp çözüyorsunuz?

“Ne hatası? Destek oynarken aldığım skoru mu diyorsun? Onu kasten yapmıştım.

Neyse şaka bir yana, hataları birkaç farklı yöntemle topluyoruz. Mesela oyun içi hata bildirme seçeneği var (tıkladığınızda bu cici form açılıyor), resmi panolarımızın Hata Bildir başlığı var, Reddit var, Twitter’da bizi @’leyenler var, “Yine bir şeyleri bozdunuz,” diye ve hatta “Benim yaptığım bir şeyleri bozdunuz!” diye bizi dürten iş arkadaşlarımız var.

Bunun ardından, sorunu veritabanımızda takibe alıyoruz.

Bilet bize olayın nerede (kendi içimizdeki geliştirme ortamları, Açık Beta, oyun içi) gerçekleştiğini, sorunun ne olduğunu ve bu hatayı tekrar ortaya çıkarmak için takip etmemiz gereken adımları anlatıyor. Ayrıca neye baktığımızı iyice anlayalım diye yanında bir takım janjanlı resimler, videolar falan da oluyor. Bu, oynamadığım bir şampiyona kostüm geliştirirken, yani Nami dışındaki herkeste çok işime yarıyor. ; )

Hata var, pek hoş, pek güzel. Şimdi ne yapıyoruz? Hataları önceliklendiriyoruz (önce büyük sorunları çözüyoruz, sonra küçük ve daha da küçük sorunlara yöneliyoruz) ve geliştiricilerimiz arasında dağıtıyoruz. Geliştiriciler hatayı inceliyor, neyin ters gittiğini tespit ediyor, sorunu gideriyor ve gözden geçirilmesi için bir sonraki versiyona ekliyor. Benim gibi kalite kontrol analistleri de bu çözümün çalışıp çalışmadığını denetliyor. Çalışıyorsa bileti kapatıyoruz. Çözüm işe yaramadıysa, geliştiriciye geri yolluyoruz.

Bazı sorunlar beş dakikada çözülür. Mesela bir replik devreye girmiyordur. Bazılarında ise oyun tasarımcılarından birinin desteği gerekir ve karmaşıklığına bağlı olarak çözülmesi birkaç saat, gün, hatta daha fazla sürebilir!

Yeni bir yama geldiğinde, henüz giderilmemiş olan tüm sorunlar (küçük ve daha da küçük, mini minicik sorunlar) kayıtlarımızda kalıyor. Her fırsatta bu sorunları yeniden gündemimize alıp çözmeye çalışıyoruz. Özellikle benim ekibimde, her yamada önceki yamalardan kalma birkaç sorunu da gidermeyi hedefliyoruz.”

Tahm Kench tarafından yutulmak nasıl bir his? Soğuk mu, sıcak mı, ıslak mı, yapışkan mı? Arkadaşım merak ediyor da.

“Pırıl pırıl bir sabaha uyanıp da yetişmen gereken hiçbir yer, uyman gereken hiçbir program, memnun etmen gereken hiç kimse olmadığını fark etmek gibi. Bütün gün sadece ve sadece sana ait. İstediğin kadar uyuyabilirsin. Sen de yorganına iyice sarınıp, yumuşaklığıyla yüzünü sanki kucaklayan yastığına gömülüyorsun. Seni yanaklarına kondurduğu öpücükler ve meltem gibi bir ninniyle karşılayan toz pembe rüyalar diyarına yeniden yelken açıyorsun.

İçlerine rüzgâr dolarken aniden PUF diye açılıp genişleyen buruşuk yelkenlerin, tekneni nice bilinmezleri gizleyen altın rengi ufka doğru götürüyor. Önünde tertemiz bir sayfa açılıyor. Tüm hataların affedildi. Macera dolu yepyeni bir dünya gelişini bekliyor. Gelecek o kadar heyecan verici ki arkana bakmak aklına bile gelmiyor. Gözlerini ondan alamıyorsun. Teknenin denizin yeşil suları üstünde uyumlu bir ritimle salınarak ilerleyişini hissediyorsun. Sanki tüm hayatını, bu soluk kesici anın tadına varmak için yaşadın. Kollarını açıyorsun. Denizden sıçrayan su zerrecikleri, tenine konfeti gibi saçılıyor.

Sanki cesaretinin her zerresini kalbinin en derinliklerinden toplayıp, reddedilmeyi ve yaşam boyu kırık bir kalple gezmeyi göze alarak sevdiğine sonunda “Seni seviyorum,” demişsin de onun da gözleri parlamış, aniden ellerini tutup “Neden daha önce söylemedin,” diye sitem etmiş ve yumuşacık dudaklarını seninkilere bastırarak nicedir beklediğin o öpücüğü vermiş gibi bir his.

Ama tüm bunlar sadece bir saniye sürüyor.

Rüyan birden soğuyup karararak bir türlü uyanamadığın bir kâbusa dönüştüğünde, kapkara dalgalar seni sipsivri kayalara çarptığında, ruhunu unutulmuş, dipsiz derinliklere çektiklerinde, sevdiğin sana gülmeye başladığında ve sesindeki o asla unutamayacağın, acıma dolu, zalim titreşimi duyduğunda… anlıyorsun. Anlaşma yaptığın iblisin seni yutmasının nasıl bir şey olduğunu öğreniyorsun. Çünkü onun ağzında bir lokma, dilinin üstünde önemsiz bir çerezsin. Yumuşacık yolculuğun sona erdiğinde, yemek gibi sindirileceksin.”

CRYTEK CRYCASH İLE ORTAKLIĞINI DUYURDU!